Askerlik Müracaatı Nasıl Yapılır? Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış
Askerlik, Türkiye’de her erkek için bir zorunluluk olmasına rağmen, bu sürecin toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi boyutları genellikle göz ardı ediliyor. Askerlik müracaatı yapmak, bir yandan erkekler için bir “geçiş ritüeli” olurken, diğer yandan bu sürecin çeşitli grupları nasıl farklı şekillerde etkilediğini anlamak, toplumsal yapıyı anlamak için önemli bir ipucu sunuyor. Peki, askerlik müracaatı nasıl yapılır? Bu soruyu ele alırken, toplumsal cinsiyet rollerini, sosyal eşitsizlikleri ve çeşitliliği nasıl dönüştürüp dönüştüremediğini sorgulamak gerekiyor.
Askerlik Müracaatı: Herkes İçin Aynı mı?
Askerlik müracaatı yapmak, 20 yaşına gelmiş her erkeğin karşılaştığı bir sorumluluk. Ancak bu süreç, yalnızca askerlik işlemleriyle ilgili değil, aynı zamanda kişinin toplumsal kimliğiyle de bağlantılı. İstanbul’da, metrobüste bir gün gözlediğim bir sahne buna çok güzel bir örnek: Genç bir adam, telefonunda askerlik belgesine dair bir formu inceliyor. Yanında oturan yaşlı kadın, oğlunun askerlik sürecine dair endişelerini anlatıyor. Oğlunun askerliğe gitmesinin hem bir görev hem de bir zorunluluk olduğunu, ama bu sürecin ona ne kadar ağır geldiğinden bahsediyor. Buradaki toplumsal dinamiklere dikkat etmek gerek: Askerlik, birçok aile için sadece bir “yetişkinlik” dönüm noktası değil, aynı zamanda geleneksel erkeklik rollerinin bir parçası haline gelmiş bir süreç.
Peki, bu durumda askerlik müracaatı nasıl yapılır? Süreç, genellikle bir devlet dairesi üzerinden gerçekleştirilen evrak işleriyle başlar. Ancak mesele yalnızca bürokratik bir işlemin ötesindedir. Askerlik başvurusu, erkeklerin toplumsal rollere uygun olarak “erkek olma” deneyimlerine dönüştürülür. Burada kadınların, trans bireylerin veya engelli bireylerin durumu farklıdır. Bu gruplar askerlik yükümlülüğünden muaf tutulurken, diğer taraftan devlet tarafından kendilerine tanınan alanlar, sosyal adalet bağlamında ciddi soru işaretleri doğurur.
Toplumsal Cinsiyet ve Askerlik: Erkeklik Kodları
Askerlik başvurusu yapmak, erkekler için bir çeşit “geçiş” süreci gibi algılanıyor. Sokakta yürürken, sosyal medyada askerlik hakkında konuşan arkadaşlarımın verdiği örneklerden yola çıkarak, bu “erkeklik testi”nin ne kadar derin toplumsal kökleri olduğunu gözlemleyebiliyorum. Toplumda askerlik, yalnızca bir zorunluluk değil, aynı zamanda “adam olma” meselesi olarak da algılanıyor. Genç bir adamın askerlikten kaçınması, bazen aile içinde ya da sosyal çevrede ciddi şekilde yargılanmasına yol açabiliyor.
Askerlik başvurusu, bu yüzden sadece fiziksel bir işlem değil; aynı zamanda toplumsal baskı ve beklentilerle de şekillenen bir deneyim. Askerlik görevini yerine getirmemek, erkeklerin toplumda nasıl algılandığını da etkiliyor. Toplumsal cinsiyet normlarının baskıları, erkekleri bu süreci “tamamlamak” zorunda bırakıyor. Fakat kadınlar, trans bireyler veya engelli bireyler bu konuda başka bir gerilimin içindeler: Kadınlar ve LGBTQ+ bireyleri askerlik gibi konularda toplumun normlarına uyumsuz olarak görülüyor ve bu durum sıklıkla ayrımcılığa yol açıyor.
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet: Askerlik ve Eşitsizlik
Bir başka önemli konu, askerlik başvurusunun çeşitlilik ve sosyal adalet açısından nasıl işlediğidir. Örneğin, engelli bireyler veya ekonomik olarak dezavantajlı gruptaki kişiler, askere gitme zorunluluğundan muaf tutulabiliyor. Ancak bu durum, çoğu zaman toplumsal eşitsizliği pekiştiren bir faktör haline geliyor. Düşük gelirli ailelerin çocukları, genellikle eğitim ve sağlık gibi temel haklardan yoksun olabiliyor ve askerlik, bunun bir uzantısı olarak görülüyor. Askerlik başvurusu, aslında sistemin toplumdaki çeşitli gruplara nasıl eşitsiz fırsatlar sunduğunu da gözler önüne seriyor.
Örneğin, İstanbul’daki çeşitli mahallelerde, gençlerin askere gitme süreci farklı açılardan ele alınıyor. Zengin mahallelerde yaşayan gençler, genellikle eğitimli ve sağlıklı oldukları için askerlik işlemleri onları çok fazla zorlamazken, daha düşük gelirli mahallelerdeki gençler için askerlik, ekonomik ve fiziksel zorlukları beraberinde getiriyor. İşte burada toplumsal adalet meselesi devreye giriyor: Her birey aynı fırsatlarla askere gitme imkanına sahip mi? Ya da bu süreç, sınıf, cinsiyet ve engellilik durumlarına göre şekilleniyor mu?
Toplumsal Dönüşüm ve Askerlik Süreci
Askerlik müracaatı yaparken aslında toplumun en derin yapı taşlarını sorgulamak gerekiyor. İstanbul’daki bir kafe sohbetinde, arkadaşım “Askerlik yapmak zorunda olmasam, kesinlikle gitmezdim” diyerek, bunun aslında bir toplumsal baskı ve zorunluluk olduğunu belirtiyordu. Bu söylem, askerlik konusundaki toplumsal dönüşümün ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Askerlik bir “erkeklik” tecrübesi olarak toplumsal kabul görse de, aslında bu süreç, sosyal eşitsizlikleri ve toplumsal cinsiyet rollerini yeniden üretiyor.
Sonuç: Askerlik Müracaatı ve Toplumsal Değişim
Askerlik müracaatı yapmak, çoğu zaman sadece bürokratik bir yükümlülük olarak görülse de, aslında toplumun nasıl şekillendiğine dair çok daha derin anlamlar taşıyor. Bu süreç, erkeklik, kadınlık, engellilik, sınıf ve cinsiyet gibi faktörlerle iç içe geçmiş bir deneyim sunuyor. Askerlik başvurusu, toplumsal normlar ve eşitsizliklerle şekillenen bir süreç olduğu için, bunun nasıl yapıldığını ve kimlerin bu süreçten farklı şekilde etkilendiğini anlamak, sosyal adalet ve eşitlik için önemli bir adım olacaktır.
Bu yüzden, askerlik müracaatı sadece bireysel bir görev değil, toplumsal yapıyı anlamak için bir fırsat. Gerçek eşitlik, herkesin bu sürece eşit şartlarla katılabildiği bir dünyada mümkün olacaktır.