İçeriğe geç

Dünyanın en büyük kedisi hangi cinsi ?

Dike takipçilerine selam! Dünyanın en büyük kedisi hangi cinsi konusunu bugün daha yakından tanıyoruz.

Dünyanın En Büyük Kedisi Hangi Cinsi? Maine Coon’un Yüzyıllara Uzanan Tarihi

Geçmişe baktığımızda yalnızca eski insanların ve eski toplumların hikâyesini değil, bugün neden bazı hayvanlara hayranlık duyduğumuzu da daha iyi anlamaya başlarız.

“Dünyanın en büyük kedisi hangi cinsi?” sorusunun kısa cevabı çoğu zaman Maine Coon olur. Ancak bu cevap, yalnızca bir cins adından ibaret değildir. Maine Coon’un olağanüstü boyutlara ulaşması; Kuzey Amerika’nın iklimi, kırsal yaşam, denizcilik, fare avcılığı, 19. yüzyılın hayvan sergileri, modern kedi yetiştiriciliği ve nihayet Guinness Dünya Rekorları gibi birbirinden farklı tarihsel süreçlerin kesişiminde ortaya çıkan uzun bir hikâyedir.

Üstelik “en büyük” kavramının kendisi bile tarih boyunca aynı şeyi ifade etmemiştir. Bir dönemde ağırlık öne çıkarken, başka bir dönemde gövde uzunluğu veya omuz yüksekliği esas alınmıştır. Bu nedenle Maine Coon tarihine bakmak, aslında insanların hayvanları nasıl sınıflandırdıklarının ve değer biçtiklerinin tarihine de bakmaktır.

Bugünün dev Maine Coon kedisini anlamak için geçmişteki küçük çiftliklere, New England limanlarına, 19. yüzyıl kedi gösterilerine ve eski yetiştiricilerin notlarına dönmek gerekir.

Maine Coon Nedir ve Neden “Dünyanın En Büyük Kedisi” Olarak Bilinir?

Maine Coon, Amerika Birleşik Devletleri’nin kuzeydoğusundaki Maine bölgesiyle özdeşleşmiş, iri yapılı ve uzun tüylü bir evcil kedi cinsidir. Cat Fanciers’ Association, Maine Coon’u “pedigreed” yani soy kütüğü tutulan kediler arasında en büyük cins olarak tanımlar. Cinsin belgelenebilir geçmişinin 1850’lere kadar uzandığı belirtilir.

The Cat Fanciers’ Association

Bununla birlikte burada önemli bir ayrım vardır: Maine Coon dünyanın en büyük evcil kedi cinsi olarak kabul edilir; bu, vahşi kedilerle aynı kategoride olduğu anlamına gelmez. Aslan, kaplan veya jaguar gibi büyük kediler elbette çok daha ağır ve büyük hayvanlardır.

Maine Coon’u diğer evcil kedilerden ayıran temel özelliklerden biri büyüklüğünün yanında uzun, dikdörtgen görünümlü gövdesidir. Kalın tüyleri, geniş patileri, büyük kulakları ve uzun kuyruğu ona özellikle heybetli bir görünüm verir. The Governing Council of the Cat Fancy, cinsi iri kemik yapısı, dikdörtgen gövde biçimi ve yoğun tüyleriyle tanımlar.

The Governing Council of the Cat Fancy

Ancak bugünkü Maine Coon ile 19. yüzyıldaki “Maine cat” arasında doğrudan ve kusursuz bir çizgi olduğunu düşünmek yanıltıcı olabilir. Tarihsel kaynaklar bize tam tersine, cins kimliğinin zaman içerisinde şekillendiğini gösterir.

19. Yüzyıldan Önce: Efsaneler ile Tarihsel Kanıtlar Arasında

Maine Coon gerçekten rakunla çiftleşmiş olabilir mi?

Maine Coon’un kökeni hakkında belki de en meşhur hikâye, adındaki “Coon” bölümünden hareketle bu kedilerin rakunlarla çiftleşmesinden türediği iddiasıdır.

Bilimsel açıdan bunun mümkün olmadığı açıktır. Kedi ile rakun farklı biyolojik türlerdir ve böyle bir melezleşme Maine Coon’un ortaya çıkışını açıklayamaz.

Buna rağmen efsanenin ortaya çıkması tarih açısından ilginçtir. 19. yüzyılda insanlar olağanüstü görünen hayvanları açıklamak için bugün bize fantastik gelen hikâyeler üretebiliyordu. Büyük gövde, kabarık kuyruk ve uzun tüyler, Maine Coon’u sıradan çiftlik kedilerinden farklılaştırıyordu.

Başka bir efsaneye göre Maine Coon’un ataları, Fransa Kraliçesi Marie Antoinette’in kedileriydi. Kraliçenin Amerika’ya kaçma planı sırasında kedilerinin Maine’e ulaştığı anlatılır. Bir diğer hikâye ise “Coon” adlı bir deniz kaptanının uzun tüylü kedileriyle ilgilidir.

Fakat bunların hiçbiri sağlam tarihsel kanıt değildir.

Burada tarihsel yöntemin önemli bir ilkesi ortaya çıkar: Bir hikâyenin eski olması, onun doğru olduğu anlamına gelmez.

Cat Fanciers’ Association da bu köken hikâyelerini efsane olarak değerlendirirken, Maine Coon’un gerçek köklerinin New England’daki kısa tüylü gemi kedileri ile bölgesel koşullar içinde şekillenen uzun tüylü kedilerle ilişkili olduğunu belirtir.

The Cat Fanciers’ Association

Çiftliklerin ve limanların kedisi

Maine Coon’un tarihini anlamanın en makul yollarından biri onu bir “salon kedisi” olarak değil, öncelikle çalışan hayvan olarak düşünmektir.

yüzyılın Maine’inde çiftlikler, depolar, ahırlar ve limanlar kemirgenler için ideal ortamlardı. Kedilerin ekonomik değeri yalnızca sevimli olmalarından değil, fare ve sıçan avlamalarından kaynaklanıyordu.

The Governing Council of the Cat Fancy, Maine Coon’un kırsal bir çevrede çalışan evcil kedi olarak geliştiğini ve bu işlevin cinsin sağlam yapısına yansıdığını belirtir.

The Governing Council of the Cat Fancy

Bu noktada Maine Coon’un büyüklüğü farklı bir anlam kazanır. Bugün büyük bir kediyi çoğunlukla estetik bir özellik olarak görürüz. Oysa tarihsel bağlamda iri, dayanıklı ve soğuğa dirençli bir hayvan pratik bir avantaja sahip olabilirdi.

1861: Tarihsel Kayıtlardaki İlk Önemli Maine Kedisi

Captain Jenks of the Horse Marines

Maine Coon tarihindeki en önemli tarihlerden biri 1861’dir.

Frances Simpson’ın 1903 yılında yayımlanan The Book of the Cat adlı eserindeki “Maine Cats” bölümünde F. R. Pierce, çocukluk dönemindeki Maine kedilerinden söz eder. Pierce, 1861 gibi erken bir tarihte kardeşiyle birlikte uzun tüylü, siyah-beyaz bir kediye sahip olduklarını aktarır. Kedinin adı oldukça dikkat çekicidir: Captain Jenks of the Horse Marines.

Libero.it

+1

Pierce’ın anlatımı, tarihsel birincil kaynak açısından son derece değerlidir. Çünkü burada yalnızca sonradan oluşturulmuş bir cins tarihinden değil, dönemin bir tanığının kendi deneyiminden söz ediyoruz.

Pierce’ın ifadesi özellikle çarpıcıdır: Bu kedilerin nasıl ve ne zaman ortaya çıktığını kesin biçimde açıklayamadığını, onların adeta “growed” yani “kendiliğinden büyümüş” gibi olduğunu söyler.

Libero.it

Bu cümle, aslında Maine Coon tarihinin en dürüst özetlerinden biridir.

Çünkü cinsin kökeni konusunda bugün bile kesin bir “kurucu kedi” veya tek bir melezleşme olayı gösteremiyoruz.

Birincil kaynak bize ne söylüyor?

1903 tarihli eser, 1861’de Maine’de uzun tüylü kedilerin zaten bilindiğini gösterir. Fakat bu, 1861 yılında “Maine Coon” adında modern anlamda standartlaştırılmış bir ırkın bulunduğunu kanıtlamaz.

Belge ile yorum arasındaki bu ayrım, hayvan tarihini okurken özellikle önemlidir.

Birincil kaynak bize belirli özelliklere sahip kedilerin varlığını gösterir; modern cins standardı ise daha sonraki dönemlerin sonucudur.

1860’lar ve 1870’ler: Maine Kedisi Bir Gösteri Hayvanına Dönüşüyor

Maine Coon’un toplumsal tarihinde önemli kırılma noktalarından biri, çalışan hayvan olmaktan çıkıp sergilenen ve değerlendirilen hayvan haline gelmesidir.

Cat Fanciers’ Association’ın tarihçesine göre 1860’larda Maine’deki çiftçiler kendi kedi yarışmalarını düzenlemeye başlamış ve kediler “Maine State Champion Coon Cat” gibi unvanlar için değerlendirilmiştir.

The Cat Fanciers’ Association

Bu küçük görünen gelişme aslında büyük bir toplumsal dönüşümün parçasıdır.

Hayvan artık yalnızca fare yakalayan bir çiftlik yardımcısı değildir. Onun görünüşü, zekâsı, büyüklüğü ve özellikleri toplumsal bir rekabet nesnesine dönüşmektedir.

1878’de Boston’da düzenlenen bir gösteride yaklaşık bir düzine Maine Coon kedisinin yer aldığı aktarılır.

The Cat Fanciers’ Association

Bu noktada kedi tarihi ile modern tüketim kültürü arasında şaşırtıcı bir paralellik kurulabilir. Bugün sosyal medyada “en büyük kedi”, “en uzun kedi” veya “en güzel kedi” videolarının milyonlarca kez izlenmesi ne kadar tanıdıksa, 19. yüzyıldaki hayvan gösterileri de insanların olağanüstü hayvanları görmek için bir araya gelmesinin erken örneklerindendi.

1895: Cosey ve Madison Square Garden Dönüm Noktası

Maine Coon’un ulusal sahneye çıkışı

Maine Coon tarihinin en önemli anlarından biri Mayıs 1895’te New York’taki Madison Square Garden’da yaşandı.

Bu gösteride kahverengi tekir bir dişi Maine Coon olan Cosey, “Best Cat” unvanını kazandı. Cosey’nin sahibi Mrs. E. N. Barker’dı. Kediye gümüş bir madalya ve üzerinde “National Cat Show, 1895” ibaresi bulunan gümüş bir tasma verildi.

The Cat Fanciers’ Association

Bugün bu olayın önemi yalnızca bir kedinin yarışma kazanması değildir.

Cosey’nin başarısı, Maine Coon’un Amerika’nın doğusundaki yerel bir çiftlik kedisinden ulusal ölçekte tanınan bir gösteri hayvanına dönüşmesinin simgesidir.

Bir başka ifadeyle, Maine Coon’un tarihindeki ilk büyük kurumsallaşma adımlarından biri burada görülür.

The Book of the Cat’te yer alan dönemin anlatısı da Cosey’nin başarısını öne çıkarır. Daha sonraki yıllarda King Max gibi kediler Boston gösterilerinde arka arkaya başarılar kazanmıştır.

Kedi Irkları

+1

“En büyük” kavramı burada neden değişiyor?

yüzyıldaki kedi gösterileri, kedileri belirli estetik kriterlere göre değerlendirmeye başladığında “iyi kedi” kavramı da değişti.

Önceden iyi fare avcısı olmak önemliyken, artık tüy, gövde, kafa biçimi, renk ve genel görünüm gibi unsurlar önem kazanmaya başladı.

Hayvanın biyolojik özellikleri ile insanların ona verdiği kültürel değer aynı şey değildir; tarih, ikisi arasındaki ilişkiyi görmemizi sağlar.

20. Yüzyılın Başları: Maine Coon’un Geri Plana Düşüşü

1900’lerin başında Maine Coon’un hikâyesi beklenmedik biçimde tersine döndü.

Kedi gösterileri yaygınlaşırken uzun tüylü ve gösterişli başka cinsler, özellikle Persian kedileri, daha fazla ilgi görmeye başladı. Maine Coon bir dönem Amerika’nın doğusundaki gösterilerde önemli bir yere sahipken giderek geri plana düştü.

CFA’nın tarihçesine göre Maine Coon, 20. yüzyılın ilk yıllarında diğer uzun tüylü cinslerin yükselişiyle popülerliğini kaybetti. 1911’de Portland, Oregon’da önemli bir başarı elde etmesine rağmen sonraki yıllarda gösterilerde daha seyrek görünmeye başladı.

The Cat Fanciers’ Association

Bu süreç, cinslerin tarihinin hiçbir zaman doğrusal olmadığını gösterir.

Bugün dünyanın en popüler kedilerinden biri olan Maine Coon, bir dönem neredeyse unutuluyordu.

1950’ler: “Soyu Tükendi” Sanılan Kedi

Bir tarihsel yanlış alarm

1950’lere gelindiğinde Maine Coon’un durumu oldukça kötüydü. Bazı kaynaklarda cinsin ortadan kalktığı veya “extinct” olduğu dahi ileri sürüldü.

Fakat kırsal Maine’deki yetiştiriciler ve kedi meraklıları bu kedileri yaşatmaya devam ediyordu.

1950’lerin başında Alta Smith ve Ruby Dyer tarafından Central Maine Cat Club’ın kurulması, Maine Coon’un yeniden örgütlü biçimde korunmasında önemli bir rol oynadı. Kulüp sergiler düzenledi, kayıtlar tuttu ve cins için yazılı standartların oluşmasına katkıda bulundu.

The Cat Fanciers’ Association

Burada tarihsel bir paradoks vardır:

Maine Coon’un kurtarılması, onun doğada kendi başına var olmasından değil, insanların bilinçli olarak onun geçmişini belgelemeye başlamasından geçti.

Bu durum modern hayvan yetiştiriciliğinin doğasını da ortaya koyar. “Doğal cins” olarak tanımlanan bir hayvanın modern anlamda bir cins olarak korunması, çoğu zaman insan eliyle yapılan kayıt, seçim ve organizasyon çalışmalarına bağlıdır.

1970’ler: Modern Maine Coon’un Kurumsal Zaferi

1970’lerde Maine Coon yeniden büyük bir dönüşüm yaşadı.

1973’te Maine Coon Cat Club kuruldu. CFA, Maine Coon’u 1975’te provisional statüsünde kabul etti ve 1 Mayıs 1976’da şampiyona statüsü verdi. Böylece cins, modern kedi gösterilerindeki kurumsal konumunu yeniden kazandı.

The Cat Fanciers’ Association

Bu gelişme yalnızca bir yarışma kategorisinin açılması değildi.

Artık Maine Coon’un görünüşü ve özellikleri belirli standartlar üzerinden tanımlanıyordu.

Bugün CFA standardı, Maine Coon’u sağlam, dayanıklı ve sert iklimlere uyum sağlayabilen bir kedi olarak tarif eder. Aynı standartta özellikle “Quality should never be sacrificed for size”, yani kalitenin yalnızca büyüklük uğruna feda edilmemesi gerektiği vurgulanır.

The Cat Fanciers’ Association

Bu cümle, “dünyanın en büyük kedisi” ifadesinin ardındaki önemli bir ayrıntıyı gösterir.

Maine Coon’un büyüklüğü tek başına ideal değildir.

Tarihçiler Kedilere Nasıl Bakar?

Maine Coon’un hikâyesini yalnızca cins standartları üzerinden okumak eksik kalır. Çünkü hayvanların toplumdaki yerini anlamak için insanların onlara yüklediği anlamları da incelemek gerekir.

Tarihçi Keith Thomas, Man and the Natural World adlı çalışmasında erken modern İngiltere’de insanların doğaya ve hayvanlara yönelik tutumlarının sanıldığı kadar basit olmadığını gösterir. Thomas’ın yaklaşımında insanlar aynı anda bazı hayvanlardan ekonomik olarak yararlanabilir, bazı hayvanlara ise güçlü bir duygusal bağlılık geliştirebilir.

Vikipedi

+1

Bu yaklaşım Maine Coon açısından son derece kullanışlıdır.

Çünkü Maine Coon önce bir çalışan hayvan, ardından bir gösteri hayvanı, sonra bir soy cinsi ve bugün bir aile üyesi olarak görülebilmektedir.

Tarihçi Robert Darnton ise The Great Cat Massacre adlı eserinde 18. yüzyıl Paris’inde kedilerin etrafında gelişen bir olay üzerinden toplumun sınıf ilişkilerini ve kültürel sembollerini inceler. Darnton’un çalışması, sıradan bir kedi olayının bile toplumdaki güç ilişkilerini anlamak için tarihsel bir pencere açabileceğini gösterir. Princeton Üniversitesi de eseri kültürel tarih açısından önemli bir çalışma olarak tanımlar.

Department of History

Darnton’un yaklaşımından çıkarılabilecek temel ders şudur: Kediler tarihin kenarında duran önemsiz varlıklar değildir; insanların toplumla, sınıfla, evle ve doğayla ilişkilerini anlamamıza yardımcı olabilirler.

21. Yüzyıl: Maine Coon ve Guinness Dünya Rekorları

Stewie: 123 santimetrelik dönüm noktası

Modern dönemde Maine Coon’un büyüklüğü artık yalnızca kedi gösterilerinde değil, dünya rekorları üzerinden de ölçülmeye başladı.

Bunun en ünlü örneklerinden biri Mymains Stewart Gilligan, yani Stewie’dir.

Stewie, 28 Ağustos 2010’da baştan kuyruğun ucuna kadar 123 santimetre ölçülerek gelmiş geçmiş en uzun evcil kedi rekorunu elde etti. Guinness World Records, Stewie’nin aynı zamanda 41,5 santimetrelik kuyruğuyla bir dönem en uzun kuyruk rekorunu da taşıdığını kaydeder.

Guinness World Records

+1

Burada ölçüm yöntemindeki tarihsel değişim özellikle önemlidir.

Guinness geçmişte evcil kediler için “en büyük” kavramını ağırlık üzerinden de değerlendirmişti. Örneğin Avustralya’daki Himmy adlı kedi 1986’da öldüğünde 21,3 kilogram olarak kaydedilmişti.

Ancak Guinness daha sonra evcil hayvanlarda ağırlık üzerinden “largest” kategorisini kullanmayı bırakarak uzunluk ve yükseklik gibi ölçümlere yöneldi.

Guinness World Records

Bu değişiklik, tarihsel olarak çok önemli bir noktaya işaret eder:

Bir hayvanın “dünyanın en büyüğü” olması yalnızca hayvanın kendisine değil, insanların hangi ölçümü kabul ettiğine de bağlıdır.

Ludo ve Barivel

Stewie’den sonra Maine Coon’ların rekor hikâyesi devam etti.

İngiltere’de yaşayan Ludo, 6 Ekim 2015’te 118,33 santimetre uzunluğuyla yaşayan en uzun evcil kedi unvanını aldı.

Guinness World Records

2018’de ise İtalya’nın Vigevano kentinde yaşayan Barivel, 22 Mayıs 2018’de 120 santimetre ölçülerek yaşayan en uzun evcil kedi olarak Guinness World Records tarafından doğrulandı.

Guinness World Records

Guinness’in tarihçesine göre Barivel’in önündeki rekorun sahibi de yine bir Maine Coon’du: Stewie.

Dolayısıyla son yıllardaki uzunluk rekorları incelendiğinde Maine Coon’un olağanüstü büyüklüğü tesadüfi birkaç örnekten ibaret görünmüyor.

Neden Maine Coon Bu Kadar Büyük?

Maine Coon’un büyüklüğünü tek bir nedene bağlamak doğru olmaz.

İlk olarak genetik yapı önemlidir. Cinsin uzun zaman boyunca büyük ve sağlam bireylerin tercih edilmesiyle şekillenmesi, modern Maine Coon’un boyutlarını etkiler.

İkinci unsur doğal çevredir. Maine’in sert kışları ve soğuk iklimi, yoğun tüy örtüsü, geniş patiler ve dayanıklı gövde gibi özelliklerin tarihsel olarak avantaj sağlamış olabileceği bir ortam oluşturmuştur. CFA da cinsin kalın kürkünü ve geniş, tüylü patilerini soğuk iklimle bağlantılı özellikler olarak açıklar.

The Cat Fanciers’ Association

Üçüncü unsur ise insan seçilimidir.

Modern yetiştiriciler belirli fiziksel özellikleri korur ve geliştirir. Guinness de Maine Coon’un cins standartlarında gövde büyüklüğünün açık biçimde dikkate alındığını belirtir.

Guinness World Records

Dolayısıyla bugün devasa görünen bir Maine Coon’un arkasında hem doğal çevrenin hem genetiğin hem de yüzyıllar boyunca insanların yaptığı seçimlerin etkisi vardır.

“Dünyanın En Büyük Kedisi” Demek Ne Kadar Doğru?

Bu ifade günlük kullanım açısından anlaşılır olsa da bilimsel açıdan dikkatli kullanılmalıdır.

Bir Maine Coon’un uzun olması, her Maine Coon’un diğer tüm kedilerden büyük olduğu anlamına gelmez. Ayrıca “büyüklük” farklı ölçülerle tanımlanabilir:

  • Gövde uzunluğu
  • Burundan kuyruğun ucuna toplam uzunluk
  • Omuz yüksekliği
  • Ağırlık
  • Kemik ve gövde yapısı

Örneğin Guinness World Records, yaşayan en uzun evcil kedi kategorisinde Barivel’i 120 santimetre ile kaydetmiştir.

Guinness World Records

Buna karşılık “en ağır kedi” tarihsel olarak başka bir kategoriye girebilir.

Bu nedenle daha doğru ifade şudur:

Maine Coon, dünyanın en büyük evcil kedi cinslerinden biridir ve soy kütüklü evcil kedi cinsleri arasında en iri cins olarak kabul edilir; ayrıca uzunluk rekorlarının en önemli sahipleri de Maine Coon’lardır.

Geçmiş ile Bugün Arasında Bir Paralellik

yüzyılın Maine çiftçisinin büyük bir kediye bakışıyla bugün bir Maine Coon sahibinin bakışı birbirinden çok farklıdır.

Çiftçi için kedi öncelikle işlevsel olabilir: fareleri yakalamalı, soğukta dayanmalı ve kendi başına hareket edebilmelidir.

Bugün ise aynı hayvanın büyük kulakları, uzun kuyruğu ve dev gövdesi Instagram gönderilerinin, YouTube videolarının ve internet kültürünün konusu olabilir.

Fakat aradaki fark kadar benzerlik de dikkat çekicidir.

İnsanlar hâlâ olağanüstü büyüklükteki kedilere bakıp şaşırıyor.

yüzyılda bir çiftçi “Benim kedim diğerlerinden daha büyük” diyerek gururlanırken, bugün bir kullanıcı “Benim Maine Coon’um ne kadar büyük?” diye fotoğraf paylaşabiliyor.

Teknoloji değişti; hayvana duyulan merak ise büyük ölçüde devam etti.

Maine Coon’un Tarihi Bize Ne Öğretiyor?

Bir cinsin tarihi aslında insanlığın da tarihidir

Maine Coon’un geçmişine baktığımızda yalnızca bir kedi cinsinin gelişimini görmeyiz.

Burada göçler vardır.

Denizcilik vardır.

Tarım toplumu vardır.

Kırsal ekonomi vardır.

yüzyılın sergi kültürü vardır.

yüzyılın soy kütüğü anlayışı vardır.

Modern hayvan yetiştiriciliği vardır.

Ve nihayet internet çağının “rekor” merakı vardır.

Bu nedenle Maine Coon’un hikâyesi, küçük bir hayvan tarihinin aslında ne kadar geniş bir toplumsal tarihe bağlanabileceğini gösterir.

Tarihçi Robert Darnton’un kediler üzerinden yaptığı kültürel okuma bize insanların hayvanlara yüklediği anlamların toplumun yapısıyla ilişkili olduğunu hatırlatır. Keith Thomas’ın doğa tarihi ise insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkinin yüzyıllar boyunca değiştiğini, ancak eski tutumların tamamen ortadan kalkmadığını gösterir.

Department of History

+1

Maine Coon da bu sürekliliğin güzel bir örneğidir.

Bir zamanlar ahırların ve gemilerin çalışan kedisi olan hayvan, bugün evin içinde yaşayan dev bir refakatçidir.

Dike ile birlikte Dünyanın en büyük kedisi hangi cinsi üzerine yaptığımız bu kısa yolculuk tamamlandı.

Sonuç: Dünyanın En Büyük Kedisi Hangi Cinsi?

Sorunun cevabını tek cümleyle vermek gerekirse: Maine Coon.

Ancak Maine Coon’u gerçekten anlamak için yalnızca “çok büyük kedi” demek yetmez.

Onun hikâyesi, 19. yüzyıl Maine’inin çiftliklerine ve limanlarına kadar uzanır. 1861’de Captain Jenks of the Horse Marines gibi erken örneklerle belgelenir. 1870’lerin hayvan gösterilerinde görünürlük kazanır. 1895’te Cosey’nin Madison Square Garden’daki başarısıyla ulusal bir gösteri hayvanına dönüşür. 20. yüzyılın ilk yarısında popülerliğini kaybeder. 1950’lerde neredeyse yok olduğu düşünülür. 1970’lerde yeniden kurumsal kabul kazanır. 21. yüzyılda ise Stewie, Ludo ve Barivel gibi kedilerle dünya rekorları tarihine girer.

The Cat Fanciers’ Association

+1

Bu kronoloji bize önemli bir şey söyler: Hiçbir cinsin tarihi yalnızca biyolojiyle açıklanamaz.

Maine Coon’un büyüklüğünde genetik ve çevre kadar insan seçimi, kültür ve ekonomik koşullar da rol oynamıştır.

Bugün dev bir Maine Coon fotoğrafına baktığımızda yalnızca sevimli veya şaşırtıcı bir hayvan görmemek mümkün. O görüntünün arkasında New England’ın soğuk kırsalı, 19. yüzyılın gemileri, eski çiftlikler, kedi gösterileri, yetiştirici kulüpleri ve modern ölçüm sistemleri vardır.

Belki de asıl ilginç soru şudur: Biz bugün hayvanların “büyüklüğünü” ölçerken gerçekten hayvanı mı tanımlıyoruz, yoksa kendi değerlerimizi ve hayranlıklarımızı mı ölçüyoruz?

Geçmişe dönüp baktığımızda, bu sorunun cevabı yalnızca Maine Coon hakkında değil, insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkinin tamamı hakkında düşünmemizi sağlayabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort ilbet giriş
https://www.empireforumz.com https://ozaqua.com.tr https://nethas.com.tr Sitemap