İçeriğe geç

Yazın armut olur mu ?

Yazın Armut Olur Mu?

Kayseri’nin o yavaş akıp giden yaz akşamlarında bir sabah, biraz erken uyanmıştım. Havanın sıcaklığı, sabahın ilk ışıklarıyla karışmış, odama hafif bir serinlik girmişti. Yatakta mışıl mışıl uyuyordum ama zihnimde sürekli bir şeyler dönüyordu. Aslında bu, her yaz aynı şekilde gerçekleşen bir şeydi: sabahları erken uyanmam, havanın sıcaklığını hissetmem ve aklımın bir köşesinde kaybolan armut ağaçları… “Yazın armut olur mu?” diye düşündüm. Hani, bizler Kayseri’de yazın kavurucu sıcağında olsak da, bu soruyu bana hatırlatan her şeyin aslında bir anlamı vardı. Hem bir anlamı vardı hem de yoktu, bir yanım çok heyecanlıydı, diğer yanım ise üzülüyordu.

Yazın armut olur mu? diye soran kimdi, kimse sormamıştı ama ben sürekli soruyordum kendime. Çünkü Kayseri’nin sıcaklığında armut ağaçları hep boş kalıyordu. Zaman geçtikçe, her yıl olduğu gibi bu soru kalbimde yankı yapıyordu. O kadar basitti ki, ama o kadar derindi de…

Bir Yaz Sabahı ve Armut Ağaçları

Armut, her yazın bir parçasıydı Kayseri’de. Erken saatlerde, taze serinliği içime çektiğimde bahçenin köşesinde, yıllardır gördüğüm o yaşlı armut ağacı hep oradaydı. Çocukluğumda annemle birlikte bu ağacın etrafında saatlerce oyun oynardım. O zamanlar, yazın gelmesini dört gözle beklerdim. Armutlar dallarda olgunlaştığında, o taptaze kokuyu hissetmek, ağacın gölgesinde serinlemek… İşte o anlar hayatımın en değerli anlarıydı.

Ama şimdi, yıllar sonra, o armut ağaçlarının yaprakları eskisi kadar yeşil değildi. Kuru dallar, boşluğa yönelmiş, meyvesizdi. Bir tür eksiklik vardı, bir şeyler eksikti ve ben ne zaman o ağaca bakıp armutların olgunlaşacağına dair umutlansam, zamanın geçişiyle bir türlü gerçekleşmeyen bir hayal kırıklığına uğruyordum. O yaz sabahı, armut ağaçlarının hiç olmadığı kadar boş olduğunu fark ettiğimde, “Yazın armut olur mu?” sorusu, kalbimde tekrar canlandı. Gözlerim yaşarmış gibi hissettim ama ağlayamadım.

Hayal Kırıklığı ve Umut Arasındaki Çizgi

Yaz geldiğinde armutlar olmuyordu, belki de her şey gibi… O armutlar hep hayal olmuştu, kocaman bir umut gibi, ama bir türlü gerçek olamıyordu. O eski duyguyu, o yaz sabahlarını, annemle birlikte ağaçtan düşen armutları toplayıp birbirimize gülüşlerini özlüyorum. Şimdi, armut olmasaydı da olur diye düşündüm, her şey o kadar karmaşıktı ki.

Bir gün, yine bahçede yürürken annem bana gelip bir şey söyledi: “Bazen çok beklemek gerekir. Ama beklediğin şeyin gelmediği an da senin içindeki umut, hep seni tutar.” Bunu söyledikten sonra başını sallayıp bahçedeki armut ağacını işaret etti. O anda fark ettim: belki de armutlar olmuyordu çünkü onlar sadece zamanı bekliyordu. Belki de bir yıllık karanlık, bir sonraki yazın meyvesini hazırlıyordu. “Yazın armut olur mu?” sorusu da işte tam o anda, içimdeki hayal kırıklığının yerine geçmeye başladı. Belki de armutlar her zaman olmalıydı, her yaz olmuyorsa, bu bizim büyümemiz için gereken bir şeydi.

Bir Bütünün Parçası Olmak

İçimdeki umut bir anda değişti. Armutlar olmayabilirdi, ama başka şeyler vardı. Bu, sadece armutlarla ilgili değildi. Hayatta da böyleydim: Her istediğimi elde edemiyor, her zaman mutlu olamıyordum. Ama hayatın bütününü bir arada düşündüğümde, armutlar eksik olsa da, yaşamın kendisi eksik değildi. İnsan hayatı da bir armut ağacı gibi değil mi? Zamanla olgunlaşan ve bazen meyve vermeyen ama her yıl yeniden umutla beklenen bir şey. Belki armutları beklerken, meyveleri başka şeylerin beklediğimi fark etmiştim.

Beklemek ve Kabul Etmek

Kayseri’nin sıcağında bir yaz akşamı daha geldiğinde, hala armut ağaçlarının altında yürüyordum. Şimdi, daha farklı bir bakış açısıyla. O ağacın kökleriyle, yılların biriktirdiği hatıralarla aramda bir bağ vardı. Bu bağ o kadar güçlüydü ki, armutlar olmamış olsa da, ben hala umutluydum. O yaz sabahları, armutların olup olmayacağını sorgulamak yerine, ağacın gölgesinde huzur buluyordum. Ve kabul ediyordum: belki de bazen yazın armut olmaz. Ama ben olgunlaşmak, büyümek ve her şeye rağmen devam etmek zorundaydım.

Sonra Ne Oldu?

Bir yıl sonra, bir yaz akşamı yine bahçede yürürken, o yaşlı armut ağacını tekrar gördüm. Bu sefer dalında birkaç armut belirmişti. Ama onları hemen koparmadım. Çünkü artık yazın armut olmasının benim için ne kadar önemli olduğunu anlamıştım. Her şeyin doğru zamanında olması gerektiğini öğrendim. İşte bu yüzden, armutlar ne zaman olursa olsun, ben onları zamanın gücüne bırakıyordum. Yazın armut olur muydu? Belki de oluyordu, sadece o anı beklemek gerekiyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş